Kan Damlası Roman mı? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Adalet Penceresinden Bir Okuma Empatiyle Başlayan Bir Yolculuk: Kan Damlası’nı Anlamaya Davet Bazen bir kitap yalnızca bir hikâye anlatmaz; toplumun nabzını tutar, sessizce bastırılmış sesleri duyurur ve bize kim olduğumuzu, neyi savunduğumuzu hatırlatır. Kan Damlası da tam olarak böyle bir eser. “Roman mı?” sorusu, sadece edebi bir sınıflandırma değil; aynı zamanda onun toplumsal anlamını, taşıdığı mesajları ve ortaya koyduğu mücadeleleri anlamaya yönelik bir davettir. Evet, Kan Damlası teknik olarak bir roman olabilir, ama onu özel kılan şey kurgusundan çok daha fazlasıdır: toplumsal cinsiyet eşitsizliğini, çeşitliliği ve sosyal adalet arayışını derinlemesine irdeleyen bir…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Sürrealizm Ne Demek Edebiyat? Kültürlerin Derinliklerinde Bir Yolculuk Kültürlerin çeşitliliğini merak eden bir antropolog olarak, her toplumun farklı inanç sistemleri, ritüelleri ve sembollerinin, bireylerin kimliklerini nasıl şekillendirdiğini anlamak benim için hayati bir öneme sahiptir. Her kültür, insanın içsel dünyasına dair eşsiz bir dil oluşturur; bu dil, toplumsal yapılarla, bireylerin psikolojik hallerini ve duygusal deneyimlerini yansıtır. Peki, ya bir kültür, bilinçli dünyamızın ötesinde yatan, bastırılmış düşünceler ve arzulara dair bir dil geliştirseydi? İşte sürrealizm, tam da bu nokta üzerine inşa edilen bir akımdır. Edebiyat bağlamında sürrealizm, insan zihninin bilinçaltı ve rüyalarla bağlantılı olarak, toplumsal yapıları, ritüelleri ve semboller aracılığıyla ifade bulur.…
Yorum BırakKamu Düzenini Kim Sağlar? Toplum olarak sık sık “düzeni kim sağlar?” diye sorarız. Bu soru yalnızca polisiye ya da hukuki bir mesele değil, aynı zamanda vicdan, empati ve adalet anlayışımızın da sınandığı bir sorudur. Kamu düzeni; sokağımızda, okulumuzda, iş yerimizde, hatta sosyal medyada attığımız her adımda yeniden tanımlanır. Bu yüzden “kamu düzeni” dediğimiz şey aslında hepimizin ortak sorumluluğudur. Bugün bu konuyu toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi kavramlar ışığında biraz daha derinden ele alalım. Toplumsal Cinsiyetin Kamu Düzeni Üzerindeki Etkisi Kamu düzeni dendiğinde aklımıza genellikle yasalar, kurumlar ve güvenlik güçleri gelir. Ancak düzen yalnızca kuralların uygulanmasıyla sağlanmaz; toplumun iç…
Yorum BırakOrdu İl Valisi Kimdir? Güç, Kurumlar ve Vatandaşlığın İncelenmesi Giriş: Siyaset Bilimi Merceğinden Güç İlişkileri ve Toplumsal Düzene Bir Bakış Bir siyaset bilimci olarak önce sorarım: devletin gölgesi vatandaşın yaşamına ne kadar derinden düşer? Ve bu gölgeyi hangi aktörler, hangi aracı kurumlar, hangi ideolojiler üretir? Bu yazıda “Ordu il valisi kim?” sorusunu salt bir biyografik bilgi olarak ele almayacağım; onun atandığı siyasi bağlamı, güç ilişkileri, kurumların işleyişi ve vatandaşlık ekseninde çözümleyeceğim. Erkek düşüncenin stratejik hâkimiyet dili ile kadın düşüncenin katılım, care (bakım) ve toplumsal etkileşim vurgusunu harmanlayarak bu atamayı toplumun iktidar dokularında nasıl konumlandırdığımızı sorgulayacağım. Ordu İl Valisi Kimdir? Mevcut…
Yorum Bırak[](https://www.canvastar.com/en/mustafa-kemal-ataturk-portrait-iii-art-print?utm_source=chatgpt.com) Güllü Samsunlu mu? Bu soruya yanıt ararken, iki farklı alanda tanınan iki ismin karıştığı bir durumla karşılaşıyoruz. Bir yanda, Türk müziğinin güçlü seslerinden biri olan Güllü (Gül Tut), diğer yanda ise akademik dünyada uluslararası iktisat ve pazarlama alanlarında çalışmalar yürüten Arş. Gör. Dr. Gülsena Samsunlu. Bu yazıda, her iki ismin de kimliklerini ve alanlarındaki katkılarını inceleyeceğiz. Güllü (Gül Tut): Müzik Dünyasında Bir Fenomen Gerçek adı Gül Tut olan Güllü, 15 Ekim 1973 tarihinde İstanbul’un Beyoğlu ilçesine bağlı Kasımpaşa semtinde doğdu. Roman kökenli bir aileden gelen Güllü, küçük yaşlardan itibaren müzikle iç…
Yorum BırakGözü Korkmak Deyiminin Ne Demek? Felsefi Bir Bakışla Korkunun Ontolojisi ve Bilgeliği Bir filozof için “göz” yalnızca görme organı değil, bilginin ve varlığın penceresidir. “Gözü korkmak” deyimi de bu bağlamda, basit bir duygunun ifadesi olmaktan çıkar; varlıkla karşılaşmanın sınırında yaşanan bir bilinç haline dönüşür. Göz, dünyayı algılayan ilk yerdir; korkuysa bu algıyı sarsan en güçlü duygudur. Bu yüzden “gözü korkmak” yalnızca cesaretsizliği değil, bilginin ve varoluşun sarsıntısını da dile getirir. Peki gerçekten göz neden korkar? Korkunun kaynağı dış dünyada mı, yoksa bilincin derinliklerinde mi saklıdır? Etik Perspektiften: Korku, Sorumluluk ve Vicdanın Gözleri Etik felsefede korku, çoğu zaman ahlaki eylemin sınırlarını…
Yorum BırakGıcık Almak Ne Demek? Ruhun Kaşınması Gibi Bir Hâl Bazı kelimeler vardır ki, sözlükteki tanımını okusanız da gerçek anlamını hissedebilmek için bizzat yaşamanız gerekir. “Gıcık almak” tam da onlardan biri. Sanki boğazınıza kaçmış minik bir tüy gibi… Ne kadar öksürsen de geçmez, ne kadar görmezden gelsen de oradadır. Ve ilginçtir, bunu bir kişiden de alırsın, bir davranıştan da, hatta bazen kendi kendinden bile! Bugün bu yazıda, “gıcık almak” denen o garip, sinir bozucu ama bir o kadar da eğlenceli hâli masaya yatırıyoruz. Ama ciddi ciddi değil… Bol kahkahalı, bol empati dolu ve biraz da stratejik bir bakışla. Hazırsanız başlayalım. —…
Yorum BırakToplumsal Bir Mercekten: “Gözat Ayrı mı?” Bir sosyolog olarak, gündelik dildeki küçük soruların bile derin toplumsal anlamlar taşıdığını fark ederim. “Gözat ayrı mı?” sorusu ilk bakışta yalnızca dilbilgisel bir merak gibi görünür. Fakat toplumsal yapılar ve bireysel algılar arasındaki ilişkiyi incelediğimizde, bu sorunun ardında çok daha geniş bir kültürel dinamik yatar. Dilin, toplumun aynası olduğu gerçeği burada da kendini gösterir. Çünkü bir kelimenin nasıl yazıldığı, onu nasıl düşündüğümüzle ilgilidir — ve düşünme biçimlerimiz, içinde yaşadığımız toplumsal yapılar tarafından biçimlendirilir. Dil ve Toplum: Gündelik İfadelerin Sosyolojik Arka Planı Toplumsal normlar, dilin her köşesine sinmiştir. Dil yalnızca bir iletişim aracı değildir; aynı…
Yorum BırakAşırı Kansızlık Nasıl Tedavi Edilir? Derin Nefes Aldıran Bir Yol Haritası Konuya tutkuyla bakan bir sağlık meraklısı olarak şunu söyleyeyim: ağır/anlamlı derecede kansızlık yalnızca laboratuvar değerlerinden ibaret değildir; acil yönetimle, kök nedenin akıllıca tedavisiyle ve yaşamın içinden küçük alışkanlıklarla birlikte ele alındığında yüz güldüren sonuçlar verir. Bu yazıda “ilk saatler”den “uzun vadeli bakıma”, bugünden geleceğe uzanan bir çerçevede, samimi ama bilimle sırtını yaslamış bir rehber bulacaksınız. — Aşırı Kansızlık Ne Demektir, Ne Zaman Acildir? Ağır kansızlık; belirgin halsizlik, baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı, göğüs ağrısı, bayılma, bilinç bulanıklığı gibi dokulara oksijen taşınamamasının sinyallerini verir. Bu tablo hemodinamik olarak dengesizse (tansiyon…
8 YorumDolaylı Güdülenme Nedir? KPSS Bağlamında Psikolojik Bir Bakış Bir Psikoloğun Meraklı Girişi Bir psikolog olarak insan davranışlarını incelerken sık sık şu soruyla karşılaşırım: “İnsan neden bazen doğrudan istemediği bir şeyi yapar, ama yine de motive hisseder?” Bu soru, bizi dolaylı güdülenme kavramının merkezine götürür. Özellikle KPSS gibi uzun soluklu sınav süreçlerinde birçok aday, doğrudan değil, dolaylı motivasyon kaynaklarıyla hareket eder. Yani kişi, çalışmak eyleminden değil; o çalışmanın sonunda ulaşacağı hedefin düşüncesinden enerji alır. Bu durum, insanın karmaşık bir psikolojik yapıya sahip olduğunu gösterir. Çünkü güdülenme, yalnızca dürtülerle değil; bilişsel beklentiler, duygusal ihtiyaçlar ve sosyal onay mekanizmalarıyla da beslenir. Dolaylı Güdülenmenin…
12 Yorum